Rehbere dön
AZTRENDEFRESNLRUITSQBSROKYDA

Kuran’da Arap Irkçılığı Yapılıyor İddiasına Cevap

Allah kelamı Kuran’da Arap ırkçılığı yapılıyor iddiası çok sıkça karşılaşılan bir iddiadır. Özellikle Avrupalı oryantalistlerin her zaman başvurduğu bu temelsiz iddiayı olduğu iddia edilen metinden araştıralım………

Önce iddianın etimolojik anlamına inmek için ‘ırkçılık’ ne demek ona bakmalıyız. Irkçılık kavramının teknik olarak sözlük açıklaması:

İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti, rasizm:

Güncel Türkçe Sözlük

Kişinin bağlı olduğu ulus ya da ırkın üstünlüğüne inanarak onun dışında kalan toplulukları aşağı ve hor görmesine dayanan tutum ve davranış. . Toplumu kendi kümesi, yabancı küme diye iki bölüme ayırarak kendi kümesine üstünlük ve başatlık tanıma, dış kümeye ise düşkünlük ve uyrukluk tutumunu benimsetme.

Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ırkçılığın sözlük anlamlarında gördüğümüz şekliyle yalnızca ait olduğu ırkın yalnızca o ırkın ve diğer hiçbir özelliğin dikkate alınmadan yüceltilmesi durumudur. … Böyle hastalıklı bir durumun Allah’ın kitabında olduğu iddiasını ortaya atanlara delilleri sorulduğunda ise cevap kocaman bir hiçtir. Oysa bırakın Kuran’da Arapların veya başka bir ırkın yüceltilmesi veya aşağılanması, hiçbir ırkın üstünlüğüne asla atıfta bulunulmamış, aksine üstünlüğün ancak Allah’a yakınlık derecesi (takva) olduğu çok net izah edilmiştir…

Hucurat suresi 13.ayet…

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَٰكُمْ شُعُوبًا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışasınız diye sizi milletlere, kabilelere ayırdık. Haberiniz olsun ki, Allah katında en şerefliniz, en takvalınızdır. Muhakkak ki, Allah, bilendir, herşeyden haberdardır.

Bir önceki âyet-i kerimede, “Ey iman edenler” buyurulurken, bu âyet-i kerimede “Ey insanlar” şeklinde hitap edilmektedir. Hitap yalnız inananlara değil, bütün insanlaradır. Bütün insanlar, aynı ana-babadan, yani Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havva’dan meydana geldiler. Bu bakımdan bir ırkın diğerine üstünlük taslamaya hakkı yoktur.

Aslında yeri gelmişken çok yanlış bilinen bir konuya da temas etmemiz lazım, bu konu ayrıca da bir Kuran mucizesi olarak da düşünülebilir……. Kuran’da yapılacak kısa bir metin çalışmasında görülecektir ki, Allah’ın elçisi Hz. Muhammed’in İslam dinini tebliğ etmesi için gönderildiği Arap kavmi, isim olarak Kuran’da ortalama 9 yerde kavim / millet olarak geçmektedir… Eğer oryantalistlerin ve diğer inançsız insanların iddiasına göre ( haşa) Kuran’ı peygamber yazsaydı, kendi kavmini öven ve yücelten sözlerle onların kalbini çalar ve kendisine inanmalarını sağlardı. Oysa Kuran’da Arap kelimesinin geçtiği ayetlere baktığımızda Allah, kitabında Arap kavmine birçok ayette çok sert ifadelerle ikazlarda bulunmaktadır…. Sözkonusu ayetler şöyledir:

KURANDA YAKLAŞIK 9 YERDE ARAP KELİMESİ GEÇER…BU AYETLER…..

Tevbe 9/90 …………….

وَجَآءَ ٱلْمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Araplardan özür uyduranlar, izin almak için sana geldiler. ALLAH ve elçisini yalanlayanlar böylece oturdular. İnkarcılarına acı bir azap dokunacaktır.

Tevbe 9/97………………

ٱلْأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَأَجْدَرُ أَلَّا يَعْلَمُوا۟ حُدُودَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Araplar inkarcılıkta ve ikiyüzlülükte en aşırıdırlar. ALLAH’ın elçisine indirdiğini tanımamaya da en yakındırlar. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

Tevbe 9/98……………..

وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغْرَمًا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ ٱلدَّوَآئِرَ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Bazı Araplar, yardımlarını bir kayıp ve angarya sayar ve sizin için felaketler gözetlerler. En kötü felaketler onlar içindir. ALLAH İşitendir, Bilendir.

Tevbe 9/99……………..

وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَٰتٍ عِندَ ٱللَّهِ وَصَلَوَٰتِ ٱلرَّسُولِ أَلَآ إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَّهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ ٱللَّهُ فِى رَحْمَتِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Araplardan, ALLAH’a ve ahiret gününe inananlar da vardır. Harcadıklarını ise ALLAH’a yaklaştıracak bir vesile ve elçiye destek sayarlar. Gerçekten o, onlar için bir yaklaşma vesilesidir. ALLAH onları rahmetine sokacaktır. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Tevbe 9/101…………….

وَمِمَّنْ حَوْلَكُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ مُنَٰفِقُونَ وَمِنْ أَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ مَرَدُوا۟ عَلَى ٱلنِّفَاقِ لَا تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَىٰ عَذَابٍ عَظِيمٍ

Gerek çevrenizden ve gerekse şehir halkından olan Araplardan bazıları ikiyüzlüdür. İkiyüzlülükte küstahlaşmışlardır. Sen onları bilmezsin, biz onları biliyoruz. Onları iki kat azapla cezalandıracağız ve sonra da büyük bir azaba uğratılacaklardır.

Tevbe 9/120……………..

مَا كَانَ لِأَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ أَن يَتَخَلَّفُوا۟ عَن رَّسُولِ ٱللَّهِ وَلَا يَرْغَبُوا۟ بِأَنفُسِهِمْ عَن نَّفْسِهِۦ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ لَا يُصِيبُهُمْ ظَمَأٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَطَـُٔونَ مَوْطِئًا يَغِيظُ ٱلْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَّيْلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِۦ عَمَلٌ صَٰلِحٌ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

Ne şehir halkı, ne de onların çevresindeki Araplar, ALLAH’ın elçisinden geri kalmamalı ve kendilerini ona tercih etmemelidir. Zira ALLAH yolunda uğrayacakları her bir susuzluk, bir yorgunluk ve bir açlık, kafirleri öfkelendirecek her bir adım ve düşmana karşı kazandıkları her bir başarı, kendileri için bir kredi olarak yazılır. ALLAH iyi davrananların mükafatını yitirmez.

Ahzab 33/20

يَحْسَبُونَ ٱلْأَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُوا۟ وَإِن يَأْتِ ٱلْأَحْزَابُ يَوَدُّوا۟ لَوْ أَنَّهُم بَادُونَ فِى ٱلْأَعْرَابِ يَسْـَٔلُونَ عَنْ أَنۢبَآئِكُمْ وَلَوْ كَانُوا۟ فِيكُم مَّا قَٰتَلُوٓا۟ إِلَّا قَلِيلًا

Partilerin gitmediğini sanıyorlar. Partiler tekrar gelse kendilerinin çöldeki bedevi Araplar arasında olmayı ve sizin haberlerinizi uzaktan sormayı dilerlerdi. Aranızda olsalardı dahi pek az savaşırlardı.

Fetih 48/11

سَيَقُولُ لَكَ ٱلْمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ شَغَلَتْنَآ أَمْوَٰلُنَا وَأَهْلُونَا فَٱسْتَغْفِرْ لَنَا يَقُولُونَ بِأَلْسِنَتِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًۢا بَلْ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًۢا

Araplardan geride kalanlar, ‘Paralarımız ve çoluk çocuğumuz bizi alıkoydu, bizim için bağışlanma dile,’ diyeceklerdir. Onlar gönüllerindekini değil, dilleriyle söylerler. De ki, ‘Sizin için bir zarar veya yarar dilerse ALLAH’ın bu dileğine kim engel olabilir?’ Oysa ALLAH tüm yaptıklarınızdan haberdardır.

Fetih 48/16

قُل لِّلْمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ إِلَىٰ قَوْمٍ أُو۟لِى بَأْسٍ شَدِيدٍ تُقَٰتِلُونَهُمْ أَوْ يُسْلِمُونَ فَإِن تُطِيعُوا۟ يُؤْتِكُمُ ٱللَّهُ أَجْرًا حَسَنًا وَإِن تَتَوَلَّوْا۟ كَمَا تَوَلَّيْتُم مِّن قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

Araplardan geri kalanlara de ki, ‘Siz çok güçlü bir topluluğa karşı çağrılacaksınız. Onlar teslim olana kadar onlarla savaşacaksınız. İtaat ederseniz ALLAH size güzel bir ödül verir. Daha önce yüz çevirdiğiniz gibi yüz çevirirseniz sizi acı bir azap ile cezalandırır.

<!-- editor -->Burada dikkat çeken nokta, ayetlerin orijinalinde geçen kelimenin ‘arab’ değil ‘a‘râb’ olmasıdır. Arapçada ‘a‘râb’ bedevi (çöl Arapları) demektir, bu yüzden meallerde ‘bedevi’ olarak çevrilmiştir.<!-- /editor -->

Kısaca hiç kimse Allah’ın kelamı Kuran’da asla ırkçılığa dayanak tek bir ayet dahi bulamaz. Irkçılık gibi hastalıklı bir düşünce Kuran’da olmadığı gibi, Kuran bu hastalığa şifa sunan bir sevgi ve barış Kitabıdır…… Kuran dışındaki kaynaklarda, özellikle yalan hadis, menkıbe ve tarihselliklerde bu anlamda bazı şeylerin olması durumu da Kuran’a aykırı olması nedeniyle hemen göze çarpan saçmalıklardır. İnsanlar arasındaki üstünlük mensup olduğu ırka göre değil Allah’a yakınlık derecesi takvaya göredir…….

وَمِنْ ءَايَٰتِهِۦ خَلْقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفُ أَلْسِنَتِكُمْ وَأَلْوَٰنِكُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّلْعَٰلِمِينَ

Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O’nun ayetlerindendir. Bilenler için bunda işaretler vardır. (Rum Suresi, 22)