Rehbere dön
AZTRENDEFRESNLRUITSQBSROKYDA

Kuran’a Göre Hırsızın Eli Kesilir mi?

Maide suresi 38. ayetin hırsızın elinin kesilmesini emrettiği söylenir. Bu ayete bakalım. Acaba öyle mi? Ayeti incelemeye sondan başlayacağız.

وَالسَّارِقُ وَالسَّارِقَةُ فَاقْطَعُواْ أَيْدِيَهُمَا جَزَاء بِمَا كَسَبَا نَكَالاً مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

جَزَاء
cezaen; karşılık demektir.

بِمَا كَسَبَا
Bima keseba; yaptıklarından dolayı.

نَكَالاً
Nekalen; caydırma olarak.

مِّنَ اللّهِ
Min Allahi; Allah’tan demektir.

O halde ayetin bu kısmına şöyle bir meal verebiliriz:

”(Bu,) yaptıklarına karşılık Allah’ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir.” Peki bu ceza nedir ve kim içindir?

Ayetin başına bakalım;

وَالسَّارِقُ
Ve es sariku; erkek hırsız.

وَالسَّارِقَةُ
Ve es sarikatu; kadın hırsız.

فَاقْطَعُواْ
Fe ikteu; kesin.
Aslında bu kelime üzerinde konuşmamız lazım ama bunu daha sonra yapacağız.

أَيْدِيَهُمَا
Eydiye Huma, işte can alıcı nokta. Ayette geçen Huma ‘o ikisinin’ demektir ve erkek hırsız ile kadın hırsızın o ikisinin eydini kesin demektir. Peki eyd nedir?

Eyd arapçada eşsesli bir kelimedir. Bir anlamı ”güç, kuvvet” diğer anlamı ise ”ellerdir”. O halde her iki ihtimali de düşünüp ayeti anlamaya çalışalım. Bu sözcük eyidi fiilinden tekil mastar bir isim olabilir. Tekil olduğu ve eyidi fiilinden geldiği kabul edilirse kuvvet güç anlamına gelir.
Kuran’da bu şekilde kullanımına dair şu örnekler vardır.

ٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلْأَيْدِ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

” Sen onların söylediklerine karşı sabret ve Bizim EYD sahibi kulumuz Davud’u hatırla.” (Sad Suresi, 17)

Burada EYD kelimesi güç, kuvvet anlamında kullanılmıştır.

وَٱذْكُرْ عِبَٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَٰرِ

“EYD ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim’i, İshak’ı ve Yakup’u da hatırla.” ( Sad Suresi, 45)

Burada da EYD güç, kuvvet anlamında kullanılmıştır.

وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

“Şüphesiz Biz göğü EYD ile bina ettik ve Biz onu genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi, 47)

Bu üç ayette de EYD güç anlamında kullanılmıştır. O halde ayete erkek hırsızın ve kadın hırsızın gücünü, yaptıklarına karşılık kesin şeklinde anlam vermemiz mümkündür.

Fakat biz EYD üzerinde hemen karar vermeyelim, bu kelimenin ikinci anlamı yani ELLER anlamına da bakalım. Önce şu bilgiyi verelim. Arapçada tekillik ve çoğulluğa ek olarak iki şey için ayrı bir kip daha vardır. Buna tesniye denir.

YED; Bir el.
YEDA; İki el.
EYD; Eller, üç ve daha çok el demektir.

Bir insanda üç tane el olmadığına göre kelimenin eller anlamında kullanıldığını kabul etsek bile bunu mecaz olarak almamız lazım. Gramer olarak detayına bakacağız ama önce şunu netleştirelim.
EYD eller demek ise mecaz olarak almamız gerekir dedik. Peki Kuran’da el hiç mecaz anlamında kullanılmış mıdır?

Kuran’da el tekil, ikili ve çoğul formuyla 110 ayette 120 defa geçer. Ve bunların da sadece 30 tanesi gerçek, fiziksel el anlamındadır. Diğerleri mecazdır. Hemen el kesme ayetinin geçtiği surelerdeki iki örneğe bakalım.

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ هَمَّ قَوْمٌ أَن يَبْسُطُوٓا۟ إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ فَكَفَّ أَيْدِيَهُمْ عَنكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

”Ey iman edenler! Allah’ın size nimetini hatırlayın: Hani bir topluluk size ellerini uzatmağa yeltenmişti de onların ellerini sizden çekmişti. Allah’ı dinleyin. İnananlar Allah’a güvensin. (Maide Suresi, 11)

Bu ayette eyd, eller kelimesinin mecaz olarak kullanıldığı açıktır.

وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغْلُولَةٌ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُوا۟ بِمَا قَالُوا۟ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيْفَ يَشَآءُ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا وَأَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ كُلَّمَآ أَوْقَدُوا۟ نَارًا لِّلْحَرْبِ أَطْفَأَهَا ٱللَّهُ وَيَسْعَوْنَ فِى ٱلْأَرْضِ فَسَادًا وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْمُفْسِدِينَ

”Yahudiler ”Allah’ın eli bağlı” dediler. Aslında elleri bağlı olanlar kendileri. Halbuki O’nun iki eli de açık olup dilediği gibi harcamaktadır. (Maide Suresi, 64)

Burada da yed; el, ve yeda; iki el kelimesi mecaz anlamında kullanılmıştır.

Tekrar edelim. Eyd güç ya da eller demektir. Ayette eyd ile söylenen güç değil eller ise bu kelime en az üç eli ifade ettiği için, bir insanın da üç eli olamayacağından, kastedilen mecazdır. Burada hırsızın gücünün kesilmesi istenmektedir. Burada şu itiraz yapılabilir:

‘İyi ama ayette bir hırsızdan bahsedilmiyor şayet hırsızın ellerini kesin deseydi olabilirdi. Ama o ikisinin ellerini kesin deniliyor. İki kişinin de dört eli olduğuna göre gerçek el kesme anlatılıyor olabilir.’

Bu iddia yanlıştır. Şöyle ki ‘Huma’ zamirdir. İki kişiye işaret eder. Bu iki kişi ayetin başında geçen erkek hırsız ve kadın hırsızdır. Her ikisinin de ellerini kesin demektir. Huma kelimeye bu anlamı verir. Eller arapça da üçten başladığı için bu ellerin biyolojik el olarak anlaşılması mümkün değildir. Kesinlikle mecaz anlaşılır. Buraya kadar eyd kelimesi üzerinde yeterince durduk. Şimdi de en az bu kavram kadar önemli olan diğer kelimeye ‘kesme’ fiiline bakalım:

Ayette geçen ve türkçeye ‘kesmek’ olarak çevrilen kelime ‘KataA ( قطع )’ dır. Bu kelime kesmek anlamına gelse de Kuran’da çoğu zaman fiziksel kesme anlamında kullanılmaz. KataA Kuran’da bu ayet haricinde 18 yerde daha geçmektedir. Ve 16 yerde kesinlikle fiziksel kesme anlamında kullanılmadığı bellidir. Diğer iki yerde ki kullanımı ise yoruma açıktır. Mecazi kesmede kullanılmış olabilir fiziksel kesme de. Şimdi bu ayetlere bakalım.

1- وَيَقْطَعُونَ مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ
Allah’ın birleştirilmesini emrettiğini keserler. ( Bakara suresi, 27)

2-لِيَقْطَعَ طَرَفًا مِّنَ الَّذِينَ كَفَرُواْ
İnkar edenlerin bir kısmını keser. ( Ali imran suresi, 127)

3- فَقُطِعَ دَابِرُ الْقَوْمِ الَّذِينَ ظَلَمُواْ
Zulmeden topluluğun ardı böyle kesilir. ( Enam suresi, 45)

4- وَقَطَعْنَا دَابِرَ الَّذِينَ
O kimselerin ardını kestik. ( Araf suresi, 72)

5- وَيَقْطَعَ دَابِرَ الْكَافِرِينَ
Ve kafirlerin arkasını kesiyor. ( Enfal suresi, 7)

6-وَلاَ يَقْطَعُونَ وَادِيًا
Kestikleri (aştıkları) her vadi ( Tevbe suresi, 121)

7-وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِّنَ اللَّيْلِ مُظْلِمًا
Yüzleri geceden bir kesim (gibi) karanlık.. (Yunus suresi, 27)

8-بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ
Gecenin bir kesiminde. ( Hud suresi, 81)

9-وَفِي الأَرْضِ قِطَعٌ
Toprak kesimleri ( parçaları) (Rad suresi, 4)

10-وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ اللّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ
Allah’ın birleşmesini emrettiğini keserler. ( Rad Suresi, 25)

11-بِقِطْعٍ مِّنَ اللَّيْلِ
Gecenin bir kesiminde. ( Hicr suresi, 65)

12-مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ
Sabaha çıkanların (nesli) kesilecek. (Hicr suresi, 66)

13- بِسَبَبٍ إِلَى السَّمَاء ثُمَّ لِيَقْطَعْ
Göğe uzattığı vesileyi kessin. ( Hacc suresi, 15)

14- قَاطِعَةً أَمْرًا
Emri kesmek. ( Neml suresi, 32)

15- وَتَقْطَعُونَ السَّبِيلَ
Yolları kesiyor. ( Ankebut suresi, 29)

16-لَّا مَقْطُوعَةٍ
(Cennet nimetleri) kesilmezler. ( Vakıa suresi, 33)

İşte bu 16 ayette kataAnın fiziksel kesme anlamında kullanılmadığı açıktır.

17-ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَتِينَ
Sonra O’ndan vahyi keserdik. ( Hakka suresi, 46)

18-مَا قَطَعْتُم مِّن لِّينَةٍ
Hurma ağacından kestiniz. ( Haşr suresi, 5)

Ancak ‘Sonra O’ndan vahyi keserdik ve ‘hurma ağacından kestiniz ayetlerinde kataA fiziksel kesme olarak anlaşılabilir.

Kuran’da kataA daha çok fiziksel olmayan kesmeyi anlattığına göre sırf bu kelimenin kullanılması bile ayeti el kesmek değil gücü kesmek olarak anlamamızın daha doğru olduğunu göstermektedir. Zira kuran’da fiziksel kesme olarak kelimenin şeddeli formu olan QaTTaA kullanılmıştır. Özellikle el kesmeden bahseden ayetler QaTTaA kelimesi ile gelmiştir. Bunlara bakalım.

فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنْ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ

(Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf’a da:) “Çık, onlara (görün)” dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: “Allah’ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir” dediler. (Yusuf suresi, 31)

Yusuf suresi 31. ayette Yusuf peygamberin yakışıklılığına hayran kalıp heyecanlanan kadınların meyve bıçağı ile ellerini kestiği anlatılır. Burada ellerini kesmek için kullanılan fiil QaTTaAdır. Ayrıca kadınların ellerini kesip koparmadıkları da bellidir.

لأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلاَفٍ ثُمَّ لأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ
(Firavun) “Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım.” (Araf suresi, 124)

Bu ayette ise Firavunun kendinden izinsiz iman eden sihirbazlara yaptığı tehdit vardır. Burada ellerin kesilip koparılmasından bahsedilir ve kullanılan kelime QaTTaAdır. O halde ayette geçen kelimenin mecazi mefhumları kesmek için kullanılan kataA olması eli çizmek ve kesip koparmak anlamından kullanılan QaTTaA olmaması kesilmesi gerekeninin fiziksel el değil güç olması gerektiğini bir kez daha kanıtlar.

Ayetin mealini verip bu kadar net bir anlamın şimdiye kadar nasıl görünmediğine ve ayetin nasıl ve neden gerçek anlamda el kesme olarak anlaşıldığına bakalım.

Aslında bu ayetin nasıl hırsızın elini gerçek anlamda kesmek şeklinde anlaşıldığını uzun uzun anlatmaya gerek yok. Yanlış anlaşılmanın tek sebebi, peygamberimiz adına uydurulmuş rivayetler. (Allah en doğrusunu bilir)