Tevrat’ta Üzeyr İsmi Geçmiyor mu?
Tevratta ÜZEYİR adlı birisi yok mu ve Yahudiler Kimseye Allah’ın Oğlu Demezler mi? “Yahudiler: ‘Üzeyr, Allah’ın oğludur; dediler. Hristiyanlar da: Mesih Allah’ın oğludur’, Bu, onların ağızlarında geveledikleri sözlerdir. Sözlerini daha önce kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da döndürülüyorlar! Yahudiler Allah’ı bırakıp bilginlerini, hahamlarını; Hıristiyanlar da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh’i rabler edindiler. Halbuki onlara sadece tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır. (Tevbe, 9/30, 31)
Tevbe Suresi 30. ayette geçen “Yahudiler: ‘Üzeyr, Allah’ın oğludur; sözünden yola çıkarak bazı kişiler tevratta Üzeyir adında bir isim olmadığı ve yahudilerin bu kişiye Allah’ın oğlu demediklerini söyleyerek haşa Kuran’ın hata yaptığını iddia ederler.
Oysa gerçekler tamamen farklıdır ve Kuran’ı doğrulamaktadır. Tevratta Üzeyir adında bir elçiden bahsedilir tabi ki. Bu kişi tevratın diliyle EZRA ‘dır. Ve tarihi veriler bu kişiye özellikle 10.yüzyıla kadar musevilerin ”Allah’ın oğlu” dediklerini ispat eder.
Üzeyir’i Allah’ın oğlu olarak kabul etmelerinin sebebi, O’nun kaybolan Tevrat’ı yeniden yazması idi. Tevrat’ta “Katip Ezra” (Ezra ha-Sofer) olarak zikredilen Üzeyir, Buhtunnasr’ın Kudüs’ü yağmalamasıyla yakılan, yok edilen ve hatta tamamen unutulan Tevrat’ı yeniden tertip eden ,yazan kimsedir.
Yahudi inanışına göre Allah, Üzeyir’e yanına katipler alarak inzivaya çekilmesini emretmiş, ertesi gün kendisine sunulan tastaki suyu içmesinden sonra kırk gün boyunca Tevrat’ı yazdırmıştır. Yahudiler Tevrat’ı bu şekilde yeniden yazması dolayısıyla Üzeyir’i “İkinci Musa” olarak isimlendirmekte; Hz.Musa gelmeseydi Tevrat’ın Ezra’ya verileceğini kabul etmekte idiler.
Ezra’nın (Üzeyir) yok olan Tevrat’ı ezbere yeniden yazması, bu Tevrat’ın daha sonra yaşlı bir kadının saklayıp ortaya çıkardığı Tevrat’la da aynı olduğunun görülmesi üzerine, yahudilerin ona olan hayranlığını artırdığı ve bunun sonucu olarak onu “Allah’ın oğlu” olarak niteledikleri bilinmektedir. Kohen (Harun soyu) ailesine mensup Üzeyir’i ( Katip Ezra) Hz. Peygamber zamanında ki yahudilerin “Allah’ın oğlu” olarak kabul etmeleri, yine kohen ailesine mensup o dönemdeki Medine civarında bulunan Nadir ve Kureyza yahudileri tarafından Harun soyu olmasından ötürü bu şekilde kabul ettiklerini söylemek mümkündür.
Yahudi tarihinde Süleyman Mabedinin yıkılmasıyla kohenlerin fonksiyonlarını kaybetmeleri ve yahudilerde siyasi ve dini idarenin kohen soyuna mensup olmayan kimselere geçmesi, Ezra’ya yüklenen değeri zamanla unutturmuştur. Diğer yandan peygamberlerinin (İsa Mesih) “Allah’ın oğlu” olduğunu iddia eden yeni bir kesime (Hristiyanlar) eleştiri yönelten bir dinin (yahudiliğin) kendisindeki böyle bir iddiayı da askıya aldığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, 9. ve 10. asırlarda Üzeyir’i hala “Allah’ın oğlu” olarak kabul eden yahudilerden tarihçiler bahsetmektedir.
El Cahiz (ö. 869) bazı yahudilerin, Makdisi (ö. 966) ise kendi zamanında Filistin yahudilerinin bir kısmının Üzeyir’i yüceltmek için ona Allah’ın Oğlu (İbnüllah) dediklerini rivayet ederler.
Ayrıca Hristiyan ve Yahudilerin yine dinde büyük gördükleri kişilere Allah’ın oğlu demelerinin yanı sıra kendilerine de Maide 18 ayetinde geçen ‘‘Yahudi ve Hristiyanlar biz Allah’ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz.” şeklinde nitelendirmeleri bilinmektedir.
Tevbe Suresi 30 ayetinde geçen önemli bir husus ise Üzeyir ve İsa Mesih’in yahudi ve hristiyanlarca Allah’ın oğlu olarak kabulündeki yapılan yanlışlığın tarihte sürekli süregelen yanlış bir inanış olduğunun belirtmesidir. Ayetin devamında ”Onlar bundan önceki inkar edenlerin sözlerini taklit ediyorlar.” ifadesi tarihte politeist inancına sahip kavimlerin yöneticilerinin yada önderlerinin Tanrı’nın oğlu olduğuna inandıkları şeklindedir.
Bunlardan Babil, Sümer, Akad, Mısır,Roma kralları,İskandinavlar da,Keltlerde ki vb.Tanrı’nın Enkarnasyon/ Tecessüd/Hulul olgusu, yegane Yaratıcı Tanrı’nın ruhsal gücünün insan-tanrıya dönüştüğü ve buna Tanrı’nın oğlu şeklinde nitelendirildiği bilinmektedir. Günümüzde de bu inanç hala bulunmakta,Hint mitolojisinde ki trimurtisinde ki tanrının 3 karakteri bulunmaktadır.Yine Budizm’de Budda Tanrı’nın oğlu olarak budistler tarafından kabul edilmektedir.
Ayrıca Tevrat’ta, “Tanrı’nın Oğlu” tamlaması yalnızca Üzeyir için değil, birçok kişi için de kullanılmıştır. Birkaç örnek pasaj şu şekildedir;
(Yaratılış, 1-4) 1- Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu. 2-Son of God/Tanrı’nın oğlu insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleri ile evlendiler. 3- RAB, “Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür” dedi, “İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.” 4- İlahi varlıkların insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi.
(1. Tarihler 28) “RAB bana şöyle dedi: ‘Tapınağımı ve avlularımı yapacak olan oğlun Süleyman’dır. Onu kendime oğul seçtim. Ben de ona baba olacağım.”
(Mezmurlar, 89)
“Ben de onu ilk oğlum,
Dünyadaki kralların en yücesi kılacağım.”