“Kur’an Saf Arapçadır, Ancak Neden Kuran İçinde Bazı Kelimeler Arapça Kökenli Değildir?” İddiasına Cevap
Allah’ın kelamı Kuran ile ilgili olarak yapılan iyi niyetten yoksun diğer bir eleştiri de, onun saf Arapça bir dille yazıldığının söylenmesine rağmen metnin içinde Arapça olmayan bazı kelimelerin olmasıdır.
Kuran tabi ki, Arapça olarak vahyedilmiştir. Ama bu iddiada olduğu gibi ayetlerde kendisinin ”saf Arapça” olduğu asla söylenmemektedir. Aslında dünyada kullanılan dillerden hiçbirisi zaten saf olmak iddiasında bulunamaz. Sosyolojik olarak her dil, diğer dillerden kelime ve kavramlar alır ve verir. Bu alışveriş zaten dilbilimin çok net olarak ortaya çıkardığı bir gerçektir.
Kuran apaçık Arapça bir kitaptır. Yani Arap dilini bilen herkes Kuran’da söylenenleri anlar. Kuran’da Arap diline daha önceden başka dillerden geçmiş kelimeler olabilir ama bunlar da zaten Arapça’dır. Arap dilinde olan kelimelerdir. Burada dil bilimi düşünülmeden, sadece bir iddiada bulunmak için ortaya atılmış bir suçlama vardır. Bu özellik sadece Arap dilinde değil her dilde vardır. Her dile başka dillerden kelimeler geçer ve bu dile yerleşir. Aynı şey Türkçe’de de geçerlidir. Örneğin “ Kemal, final imtihanında kopya çektiği için fakülte konseyi kararıyla üniversiteden uzaklaştırıldı”. Bu cümle Türkçe bir cümledir. Her okuyan bu cümleyi anlar fakat bu cümledeki kelimelerin tamamına yakını başka dillerden Türkçe’ye geçmiş kelimelerdir. Kelimelerin başka dillerden geçmiş olması bu cümlenin Türkçe olmadığı anlamına gelmez. Aksine bu cümle içindeki kelimelerin hemen hemen hepsi yabancı dillerden geçmiş kelimeler olsa da, herkesin anlayabileceği açık bir Türkçe’dir. Kuran’da bu şekilde anlaşılır bir Arapça ile yazılmış bir kitaptır. Ayetlerde de Kuran’ın bu yönü açıkça vurgulanmaktadır.
Onun dışında, Allah’ın vahyinde, Kuran’dan önceki dönemlere ait tabi ki çok fazla bilgi vardır. Çünkü Kuran’daki bilgiler ilk insandan beri gelmektedir. Allah ilk insandan itibaren insanlığa elçiler ve kitaplar yollamıştır. İlk elçi Hz.Adem’den itibaren emir ve yasaklar, ibadet yöntem ve zamanlarını veya elçilerin kıssaları gibi konularda geçen isim ve kavramlar tabi ki, ortak isim ve kelimelerin bu metinlerde olması anlamına gelir.
Ateizmde en çok kullanılan argümanlardan biri olan Kuran’da geçen kelimelerin, olayların veya anlatımların bir kısmının önceki medeniyet veya toplulukların kaynaklarında da geçiyor olmasının ardında yatan gerçek de budur. Ateist arkadaşlar bu durumdan Kuran’ın eski medeniyetlerdeki bilgilerden oluşturulduğunu iddia ederler. Halbuki bu tamamen hayali bir iddiadır.
Kuran’a göre İslam, Hz. Adem’le başlar ve binlerce sene içinde gönderilen birçok Peygamber vesilesiyle her türlü medeniyette Allah’ın isimleri, ve dini terimler yer almış, Kuran’daki kıssalar Peygamberlerin kavimlerine anlatmasıyla hem yazıtlara hem de tarihi kaynaklarına geçmiştir. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Bu da ateizme değil, Kuran’daki “dinin Hz. Adem’le başladığı” gerçeğine delildir.
O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur’an’da) da sizi “müslümanlar” olarak isimlendirdi. [Hac Suresi 22/78]
İLGİLİ AYETLER
Nahl Suresi 103. Ayet;
“Ve andolsun ki Biz, onların: Fakat O’nu, ona şüphesiz bir beşer öğretiyor. dediğini biliyoruz. Ona isnad ettikleri kişinin lisanı acemidir. Bu lisan ise apaçık Arapça’dır.
Zümer Suresi 28. Ayet;
“Arapça, pürüzsüz bir Kuran, belki erdemli olurlar”
Yusuf Suresi 2. Ayet;
“Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.”
Zuhruf Suresi 3. Ayet;
“Biz, aklınızı kullanırsınız diye Arapça bir Kur’ân indirdik.”
Şura Suresi 7. Ayet;
“Şehirlerin anası ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur’an vahyettik. Bir bölümü cennette, bir bölümü de çılgın alevli cehennemdedir.”
Taha Suresi 113. Ayet
“Ve böylece Kur’an’ı Arapça olarak indirdik ve O’nda, vaadedilenleri açıkladık. Böylece takva sahibi olurlar veya onlar için bir zikir olur.