Kuran'a Cevap: Arapça bilmemek
İçindekiler
- Giriş
- Ön yargı, art niyet ve samimiyetsizlik
- Müteşabih ayetlerle muhkem ayetleri karıştırmak
- Kuran'ı yorumlama tekniğini bilmemek
- Arapça bilmemek
- Allah katından bir akıl ve anlayış verilmemiş olması
- Düşünmemek
- Kibir ve büyüklenme
- Kuran'ı hurafelerle yorumlamaya kalkmak
- Kuran'ın bilimsel ayetlerini kavrayamamak
- İçinde yaşadığı düzenin yanlış ölçülerine göre Kuran'ı yorumlamak
- Cennette şarap içilmesi
- Şarap konusuyla ilgili bir başka yanlış yorumlama
- “Domuz eti bugünkü sağlık koşullarında yenebilir” denmesi
- Kıssaların masal sanılması
- Kuran'ı diğer İlahi kitapların bir kopyası, taklidi sanma
- Tezat ve farklılıklar
- Kuran'daki bilimsel gerçeklerin eski medeniyetlerin bilgilerinden derlendiği yanılgısı
- Kuran Araplara indirilmiştir yanılgısı
- Allah'ın Kendi Zatı için “Biz” hitabını kullanmasını yanlış yorumlama
- Kuran'da verilen örnekleri anlayamama
- Kuran'daki tekrarları anlayamama
- Kuran'ın üslubunu anlayamama
- Altı günde yaratılış konusu
- “Haman” ismi hakkındaki spekülasyonlar
- Nuh Tufanı hakkındaki spekülasyonlar
- Sonsöz

Allah, Kuran'ı Arapça bir kitap olarak indirdiğini bildirir. Elbette Türkçe ve diğer yabancı dillere yapılan çevirileri de Kuran'ın temel mesajını anlamak, Allah'ı tanımak, imani esasları, ibadetlerin temel hususlarını öğrenmek, öğüt alıp tefekkür etmek için yeterlidir. Ancak bu diller, hiçbir zaman Kuran'ın aslı ile birebir aynı olmaz. Kelime kelime yapılan bir Kuran çevirisinde dahi pek çok eksiklik ve anlam kaybı olması kaçınılmazdır. Çünkü Arapça'daki pek çok kelimenin, dilbilgisi açısından cümle yapısının başka bir dile birebir çevirisini yapmak mümkün değildir. Dolayısıyla, "meal" adı verilen Kuran tercümeleri orijinal ayetlerin tam anlamlarını karşılayamaz ancak yakın ve genel bir anlam aktarılmasına yardımcı olurlar.
Bu nedenlerden dolayı, Kuran'da yer alan pek çok inceliğin anlaşılması ancak onun orjinal dilinde incelenmesiyle mümkündür. Dolayısıyla Kuran'ın her ayetini, herhangi bir dildeki mealindeki karşılığına bakarak yorumlamak her zaman isabetli sonuç vermeyeceği gibi, çarpık yorumlamalara da sebep olabilir. Meallerde tek ya da yakın anlamları kullanılan kelimelerin Arapça'daki orjinal ve farklı anlamlarını bilmemek, o ayeti gereği gibi anlayamamaya ya da bütünüyle yanlış ve zıt anlamlar çıkarmaya yol açabilir.
Az önce de bahsettiğimiz gibi, Kuran'ın yabancı bir dile tam anlamıyla her ayetinin birebir, kelime kelime çevrilmesi teknik olarak mümkün değildir. Fakat ayetlerin açıklamaları, tefsirleri, yorumlamaları elbette yabancı bir dilde olabilir ve bu açıklamalardan Kuran'ı anlamak, ayetlerin yorumlarını öğrenmek mümkündür.
Arapça dünyanın en köklü ve zengin dillerinden biridir. Çok üstün bir anlatım tekniği ve kelime dağarcığı vardır. Ancak bu durumu çarpıtarak, Kuran'ı Araplara indirilmiş bir kitap, Arapları seçilmiş bir kavim olarak göstermeye çalışmak da Kuran'ın bütününe aykırı bir yorum olacaktır. Çünkü daha en başta Kuran'da, insanların üstünlüklerinin ancak Allah korkusu ve Allah'a yakınlık yani takva ile ölçülebileceği, bunlardan başka hiçbir ölçünün geçerliği olmadığı belirtilir. Ayrıca Kuran'ın "tüm alemlere bir zikir" olarak indirildiği Sad Suresi'nin 87. ayetinde haber verilir. Bu tür yorumlar çeşitli zamanlarda Kuran'a ve İslam'a zarar vermek isteyenler tarafından cahil kitleleri etkilemek amacıyla kullanılır. Fakat bu tür safsataların ne derece asılsız ve art niyetli olduğunu anlamak için Kuran'ın kendisini okumak yeterlidir.