Rehbere dön
AZTRENDEFRESNLRUITSQBSROKYDA

Kuran'a Cevap: Kuran Araplara indirilmiştir yanılgısı

İçindekiler
  1. Giriş
  2. Ön yargı, art niyet ve samimiyetsizlik
  3. Müteşabih ayetlerle muhkem ayetleri karıştırmak
  4. Kuran'ı yorumlama tekniğini bilmemek
  5. Arapça bilmemek
  6. Allah katından bir akıl ve anlayış verilmemiş olması
  7. Düşünmemek
  8. Kibir ve büyüklenme
  9. Kuran'ı hurafelerle yorumlamaya kalkmak
  10. Kuran'ın bilimsel ayetlerini kavrayamamak
  11. İçinde yaşadığı düzenin yanlış ölçülerine göre Kuran'ı yorumlamak
  12. Cennette şarap içilmesi
  13. Şarap konusuyla ilgili bir başka yanlış yorumlama
  14. “Domuz eti bugünkü sağlık koşullarında yenebilir” denmesi
  15. Kıssaların masal sanılması
  16. Kuran'ı diğer İlahi kitapların bir kopyası, taklidi sanma
  17. Tezat ve farklılıklar
  18. Kuran'daki bilimsel gerçeklerin eski medeniyetlerin bilgilerinden derlendiği yanılgısı
  19. Kuran Araplara indirilmiştir yanılgısı
  20. Allah'ın Kendi Zatı için “Biz” hitabını kullanmasını yanlış yorumlama
  21. Kuran'da verilen örnekleri anlayamama
  22. Kuran'daki tekrarları anlayamama
  23. Kuran'ın üslubunu anlayamama
  24. Altı günde yaratılış konusu
  25. “Haman” ismi hakkındaki spekülasyonlar
  26. Nuh Tufanı hakkındaki spekülasyonlar
  27. Sonsöz

İnkarcıların, insanları Kuran'dan koparmak ve uzaklaştırmak için öne sürdükleri hezeyanlardan biri de Kuran'ın sadece Araplar'a indirildiği ve Kuran'a uymaktan sorumlu olanın yalnızca Araplar olduğu iddiasıdır. Ancak Kuran'ı bir kez okumuş kimse bile böyle bir iddianın ne kadar saçma ve yersiz olduğunu rahatlıkla fark edecektir.

Hz. Muhammed'in tüm insanlığa gönderilmiş bir Peygamber olduğu ve Kuran hükümlerinden kıyamete kadar tüm insanların sorumlu olduğu pek çok ayette vurgulanmıştır. Bunlardan birkaçını burada vermemiz üstteki iddianın anlamsızlığını göstermek için yeterlidir:

Biz seni ancak bütün insanlığa bir müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar.

Sebe Suresi, 28

De ki: Ey insanlar, ben Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi (Peygamberi)yim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnızca O'nundur.

A'raf Suresi, 158

İnkarcılar, bilgisiz insanların kafalarını karıştırmak ve fitne çıkarmak için uydurdukları bu iddiayı aşağıdaki Kuran ayetine dayandırmaya çalışırlar:

Biz her elçiyi, kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın. Böylece Allah dilediğini şaşırtıp saptırır, dilediğini hidayete erdirir. O üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

İbrahim Suresi, 4

Ayet çok açıktır. Elçinin gönderildiği toplum hangi dili konuşuyorsa elçi de aynı dili konuşmaktadır. Bu tarih boyunca böyle olmuştur. Ancak bu şekilde elçiler Allah'ın vahyini çevrelerindeki insanlara eksiksiz ve kusursuzca aktarabilirler. Bu sebeple elçiye vahyedilen kitap da elçinin ve kavminin dilinde gönderilmektedir. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Ancak inkarcılar her ne olursa olsun dine uymamak için bu tür bahaneler öne sürerler. Onların bu ters mantıkları Kuran'da, şöyle haber verilmiştir:

Eğer biz onu Acemi (Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kur'an kılsaydık, herhalde derlerdi ki:

"Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, Acemi (Arapça olmayan bir dil)mi?" De ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır. İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kuran), onlara karşı bir körlüktür. İşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir."

Fussilet Suresi, 44

İlahi vahyin kusursuz ve eksiksiz olarak insanlığa aktarılması ayrıca dinin temellerinin sağlam olarak atılmasını güçleştirecek iletişim sorunlarının doğmaması açısından Peygamber, kavmi ve kitabı arasında böyle bir uyum olması zorunludur. Elbette ki bu durum başka kavimlere mensup kimselerin Kuran'dan sorumlu olmadıklarını göstermez. Kuran'ın anlamı her milletin kendi dilinde rahatlıkla tefsir edilebilir, açıklanabilir ve hükümleri anlaşılabilir. Nitekim öyle de olmuştur. Bu durum dinin öğrenilmesini ve uygulanmasını engelleyen bir durum değildir.