Karanlık Tehlike: Bağnazlık: Kadın ve Vadeli Borçlanmada Şahitlik
İçindekiler
- Yanlış Bilinen İslam
- İslam'ı Vahşet Dini Gibi Gösterenlerin Yanlış Kullandıkları İki Temel Kavram: Şeriat ve Cihat
- Kuran'daki Gerçek Şeriat
- Gerçek Kuran Şeriatı Bir Ülkeye Neler Kazandırır?
- Kuran'daki Gerçek Cihat
- Bir Müslüman Kuran'daki Her Ayete, Ayırt Etmeksizin İnanmakla Yükümlüdür
- Kuran "Korunmuş" Bir Kitaptır
- "Mekke Dönemi Müslümanları" ve "Medine Dönemi Müslümanları" Ayrımındaki Yanılgılar
- Mekke Döneminde Müslümanların Zorlu İmtihanı
- Medine Dönemi ve Savaşlar
- Savaşlar Kimlere Karşı Yapıldı?
- Kuran'da Savaşın Tarifi
- Kendileriyle Anlaşma Yapılan Müşrikler
- Tarihin İlk Çoklu ve En Demokratik Anayasası: Medine Vesikası
- Savaş ile İlgili Ayetler ve Açıklamaları
- İslam'da Savunma Dışında Savaş için Gerekçe Yoktur
- Savaş: İslam'ı Zorla Kabul Ettirmek İçin mi?
- Savaş: İdeolojik veya Etnik Üstünlük İçin mi?
- Savaş: Müslüman Bir Liderin Getireceği İslami Kuralları Yaygınlaştırmak Amacıyla mı?
- Savaş: Düşmanların Ortadan Kaldırılması İçin mi?
- Savaşı Kimler İster?
- Bölüm Sonu
- Bağnazların Sahte Dini
- Bağnazların Dinine Yön Veren Mevzu Hadisler
- Peygamberimiz (sav) Hadis Yazılmasına İzin Vermemiştir
- Dört Halife Hadislerin Yazılmasına İzin Vermemiştir
- Sahabenin Bazıları Hadis Toplanmasına Karşı Çıkmıştır
- Mevzu Hadisler Nasıl Ortaya Çıktı?
- Mezhepler Arasındaki Farklar
- Kuran Dışında Hüküm Arayanlar Dinin Gerçeğine Yönelmelidirler
- İslam Aleminin Kuran'ı Terk Etmesi
- Kuran Her An Elimizde Olması Gereken Yol Göstericimizdir
- Bir Büyük Sorun: Hadislerin Ayetleri Neshettiği İftirası
- Bağnaz Zihniyetin Sınırlarını İyi Anlamak
- İçki İçenlerin Öldürülmesi
- Zina Edenlerin Öldürülmesi
- Kuran'a Göre Zinanın Hükmü
- Hırsızlık Yapanların Öldürülmesi
- Dinden Dönenlerin Öldürülmesi
- Namazı Terk Edenlerin Öldürülmesi
- Namazı Terk Eden Çocukların Dövülmesi
- Zekat Vermeyenin Öldürülmesi
- Orucu Terk Edenin Hapsedilmesi ve Aç Bırakılması
- Sarhoşken Dinden Çıktığını Söyleyenin Öldürülmesi
- Peygambere Saygıya Uygun Olmayan Sözler Edenlerin Tevbeye Çağırılmadan Öldürülmesi
- Bağnazların Dinindeki Lanetli "Hayvanlar" Hurafesi
- Peygamberimiz (sav), Hayvanlara Zulmeden Çirkin Adetleri Ortadan Kaldırdı
- Peygamberimiz (sav) Tarafından Hayvanların Aşırı Çalıştırılmaları Yasaklanmıştır
- Çalışan Hayvanlara Dinlenme Hakkı
- Peygamberimiz (sav), Hayvanlara Eziyet Etmeyi ve İşkence Yapmayı Yasaklamıştır
- Peygamberimiz (sav)'in Anne Köpek ve Yavrularına Şefkati
- Peygamberimiz (sav)'in Hayvan Sevgisini Gösteren İfadesi, "Tüm Köpeklerin Canı Muhteremdir"
- Peygamberimiz (sav)'in Kedisi "Müezza"
- Peygamberimiz (sav)'in Anne Kuş ve Yavrularına Şefkati
- Keçinin Yavrusu
- Uyuyan Ceylan
- Yüzü Dağlanmış Merkep
- Hayvanlara İyilik Yapılması
- Bağnaz İğrençliği
- Bağnazlığın Kirli Din ve Kalitesiz Müslümanlık Anlayışı
- Kadınlar, Bu Dünyanın En Güzel Nimetlerinden Biridir
- Kuran'daki Kadın
- Kadının Aklının ve Dininin Eksik Olduğu İddiası
- Kadının Eğri Olduğu İddiası
- Kadınları Aşağılamak İçin Uydurulmuş Olan Hadisler ve İddialar
- Kadınların Dinin Yaşanmasına Engel Oldukları İddiası
- Kadınların Aklına Uymamak Gerektiği İddiası
- Kadınların İkinci Sınıf Varlıklar Oldukları ve Allah'ın Kadınları Geride Bıraktığı İftirası
- Kadınların Süslenmesini Yasaklayan İddialar
- Bağnazlara Göre Müslüman Kadınların Kocalarına Olan Tutumları
- Kadına Kuran'da Verilmiş Hak ve Üstünlükler Bağnazlık Dininde Yoktur
- Kocasından Boşanan Kadının Durumu
- Kadının, Kocası Ondan Razı Olana Kadar Günahkar Sayılması
- Kadınların Dışarı Çıkarılmamaları ve Şeytanın Aldatmasına Müsait Oldukları İddiası
- Kadının Güya Namazı Bozacağı ve Uğursuz Olduğu İddiası
- Kadınları Hayvanlara Benzeten Bağnaz Zihniyetten Örnekler
- Sonuç: Kadına En Fazla Değer Kuran'da Verilir
- Kadını Kısıtlama Yöntemi Olarak Kuran Meallerine "Başörtüsü" Kelimesinin Eklenmesi
- "Humur" / Örtmek Kelimesinin İncelenmesi
- "Yadribne" / Vurmak Fiilinin İncelenmesi
- "Cuyub" / (Yaka açığı) Kelimesinin İncelenmesi
- Mevzu Hadisler Kaynaklı Yönlendirici /Hatalı Çeviriler
- Bir Hatalı Tefsir: "Başörtülerini Salsınlar"
- Ayetlerin Arapçadaki Anlamları ve Tefsirlerin Doğruluğu ile İlgili Bilinmesi Gerekenler
- 1-Kelimelerin Arapça Kullanımlarının Dikkate Alınması
- 2-Kuran'daki Kelimelerin Diğer Ayetler ile İncelenmesi
- 3- Arapça Kelimelere Parantez İçinde Anlamlar Yüklenirken Dikkatli Olunması
- Nur Suresi 31. Ayetin Açıklaması - 2. Bölüm
- "Kadınların Süsleri" Konusundaki Teviller
- Kadınların Fitne Vesilesi Olduğu İddiası
- Takı ve Boncukları Haram Kılma Yanılgısı
- Ziynet Kelimesi Kuran'da Nasıl Kullanılıyor?
- Nur Suresi, 31. Ayette Belirtilen Süsler Bölgesi
- Başörtüsü Konusunda Kullanılan Mevzu Hadisler ve İçerdikleri Çelişkiler
- Kuran'da Haramlar Muğlak Bırakılmamıştır
- Sadece Kadını ve Kadın Bedenini Kapatma Arzusu
- Kuran'da Başörtüsü Değil "Cilbab" Tarif Edilir
- Ahzab Suresi 59. Ayetin Açıklaması
- Başörtüsüne Sahip Çıkmak ama "Cilbab"dan Hiç Bahsetmemek
- Başörtüsünü Sürekli Gündemde Tutanların Bazıları Hangi Konuları Gündemde Tutmuyorlar?
- Müslüman Bir Kadın Kuran'a Göre Nasıl Giyinmesi Gerektiğini Bilir
- 2 Kadın = 1 Erkek Yanılgısı
- Kadın ve Vadeli Borçlanmada Şahitlik
- Kadının Boşanma Hakkı
- Boşanma ve Sonrasında Kadının Korunması
- Boşanma Durumunda Kadınların Gönüllerinin Alınması ve Hoşnut Bırakılmaları
- Boşandıktan Sonra Kadınların Maddi Güvence Altına Alınmaları
- Kadınlara Verilen Malların Boşandıktan Sonra Geri Alınmaması
- Boşandıktan Sonra Kadınların Barınmalarının Sağlanması
- Kadınlara Zorla Mirasçı Olunmaması
- Anneye Verilen Değer
- Erkek Üstünlüğü İftirası ve Kadın Dövme Hurafeleri
- Erkeklerin Üstünlüğü İddiası
- "Kadınları Dövün" İddiası
- Kadınlar Hakkında Diğer Yanlış Bilinenler
- Peygamberimiz (sav)'in Kadınları Öven Sözleri
- Bağnazların Sanat Nefreti
- Şakalaşmaktan, Mizahtan, Gülmekten Kaçınmak Gerektiği İddiası
- Kuran'a Göre Hüzün ve Mutsuzluk Sadece İnkar Edenlerin Vasfıdır
- Cennetteki Sevinç ve Hüznün Gerçek Anlamı
- "Mizahtan Kaçının" İddiası
- "Müzik ve Şiirin Haram Olduğu" İddiası
- Müziği Yasaklamaya Çalışan Bağnazların Samimiyetsizlikleri
- Allah Müziği Sever, Kullarına da Sevdirmiştir
- "Altın ve İpeğin Yasak Olduğu" İddiası
- Güzel Kokuyu Yasaklayan Mevzu Hadisler
- Dövme , Yüzdeki Tüyü Alma, Estetik Diş Yaptırmayı Yasaklayan Mevzu Hadisler
- Takma Saç (peruk), Kaş İnceltme, Dövme Yasaklayan Mevzu Hadisler
- Kadının Güzel Bir Elbiseyle Evden Çıkmasını Yasaklayan Mevzu Hadisler
- Kadının Altın ve Giysilerle Meşgul Olup Cenneti Kaybettiğini İddia Eden Mevzu Hadisler
- Kadına Giysi Verilmemesi Gerektiğini İddia Eden Mevzu Hadisler
- Bağnazların Ruhu Bu Dünyaya Hakim Olsaydı...
- Makyaj, Bakım, Temizlik, Güzel Giyim, Modernlik ve Kültür Kısacası "Kalite" İslam'ın Gereklerindendir
- Kadın Güzel Bir Varlıktır, Elbette Bakımlı Olmalıdır
- Bağnazlığın Kadın Karşıtlığının Dehşet Verici Aşaması
- Erkek Çocuk Görünce Eve Kaçıp Kapıyı Üzerine Kilitleme Sapkınlığı
- Erkek Çocuklarının Yanında, “On Sekiz Şeytan” Olduğu Yalanı
- Erkek Çocuklarına Karşı Kadınlardan 19 Kat Daha Fazla Şehvet Duyulabilir Sapkınlığı
- “Erkek Çocuk Kadın Hükmündedir” ve “Erkek Çocuklarına da Kadınlar Gibi Arzu Duyulur” Sapkınlığı
- Erkek Çocuklarının Sesinin Haram Olduğu İddiası
- Şık ve Güzel Kıyafetler Giymek, Güzel Araba ve Evlere Sahip Olmak Müslümanların Hakkıdır
- Bağnazların Dininde Museviler ve Hristiyanlar
- Musevi Karşıtlığına Kuran'dan Deliller Getirmeye Çalışanlara Kuran'dan Cevaplar
- "Maymunlar ve Domuzlar" Yakıştırması ve Kuran'da Kitap Ehlinin Gerçek Hükmü
- Maide Suresi 60. Ayetin İncelenmesi
- Övülen Museviler
- Araf Suresi 166. Ayetin İncelenmesi
- Bakara Suresi 65. Ayetin İncelenmesi
- "Lanetli Museviler" Yanılgısı
- Bakara Suresi 88. Ayetin İncelenmesi
- Nisa Suresi 155. Ayetin İncelenmesi
- "Musevi ve Hristiyanları Dost Edinmeme" Yanılgısı
- Cizye ve Savaş Konusunda Yanlış Bilinenler
- "Tek Din İslam'dır" İfadesi Neyi İfade Eder?
- Yanlış Bilinen Bir Başka Kavram: Takiye
- "Ergenlik Çağına Girmiş Musevilerin Öldürülmesi" İddiası
- "Müslümanların Günahlarının Musevilere Yüklenmesi" İddiası
- "Yemeklerin Museviler Yüzünden Bozulduğu" İddiası
- "Arap Topraklarında İki Din Kalmasın" İddiası
- Hakaret Olarak "Ey Yahudi", Sevap Olarak "Yahudi'ye Lanet "
- "Yolun Dar Tarafına Sıkıştırın"
- "Yahudi Ağacı Gargat"
- Kuran'da Kitap Ehline Verilen Değer
- Müslümanların Kitap Ehli'ne Daveti
- Müslümanların Kitap Ehline Adaletli Tavrı
- Müslümanlar Kilise ve Sinagogları Korumakla Yükümlüdür, İbadethanelere Saldırı Haramdır
- Kuran'da İncil ve Tevrat
- Peygamberimizin Tevrat ve İncil ile İlgili Uygulamaları
- Kuran'a Göre Musevilerin Kutsal Topraklarda Yaşama Hakkı Vardır
- Sonsöz
Kadının şahitliği meselesinde Kuran'da tek istisnai konu vadeli borçlanma konusudur. Buradaki istisnai durumu anlamak için borçlanma konusunun tarif edildiği Bakara Suresi 282. ayeti inceleyelim:
Ey iman edenler, belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir katip doğru olarak yazsın, katip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan (borçlu), düşük akıllı ya da za'f sahibi veya kendisi yazmaya güç yetiremeyecekse, velisi dosdoğru yazdırsın. Erkeklerinizden de iki şahid tutun; eğer iki erkek yoksa, şahidlerden rıza göstereceğiniz bir erkek ve biri şaşırdığında öbürü ona hatırlatacak iki kadın (da olur). Şahidler çağırıldıkları zaman kaçınmasınlar. Onu (borcu) az olsun, çok olsun, süresiyle birlikte yazmaya üşenmeyin.
Bu, Allah Katında en adil, şahitlik için en sağlam, şüphelenmemeniz için de en yakın olandır. Ancak aranızda devredip durduğunuz ve peşin olarak yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alış-veriş ettiğinizde de şahid tutun. Yazana da, şahide de zarar verilmesin.
(Aksini) Yaparsanız, o, kendiniz için fısk (zulüm ve günah)tır. Allah'tan sakının. Allah size öğretiyor. Allah herşeyi bilendir.
Borçlanma hükmünün tarif edildiği bu ayette, "Borçların yazılması ve yazıcı ile şahitlerin bu görevden kaçmamaları" söylenir. Ayrıca ayetin sonunda "yazıcıya ve şahitlere zarar verilmemesi gerektiği" geçer. Görüldüğü gibi maddi menfaatlerin söz konusu olduğu bir konuda şahitlik insanların kaçındığı, dahil olmak istemedikleri bir sorumluluktur. Allah ise bu kaçınılan görevi tümüyle erkeklere yükleyip, borçlanma sırasında "iki erkek şahit bulunmasını" ister. Dikkat edilirse ayette, "iki erkek veya dört kadın şahit bulun" ifadesi geçmez, doğrudan "iki erkek şahit bulunması" istenir. Riskli, külfetli ve kaçınılan bu sorumluluk doğrudan erkeklere yüklenmiştir. Böylece baskılara karşı daha hassas olan kadın, bu kaçınılan vazifeden korunur.
Ayetin hükmüne göre, ancak ve ancak iki erkek bulunamaz ve bir erkek bulunursa, o zaman "bir erkek ve iki kadın bulunması"
Parayla ilgili yükümlülükler, özellikle günümüz toplumlarında, bir insanın diğerine kolaylıkla iftira atabileceği, karşı tarafı umarsızca suçlayabileceği, zan altında bırakabileceği oldukça riskli konulardır.
şartı vardır. Böylelikle borçlanma gibi maddi çıkar ve hesaplaşmaların getireceği riskli bir durum karşısında kadın yalnız bırakılmamış olur. Olumsuz bir durumun ortaya çıkması ihtimalinde bir erkekle bir kadının karşı karşıya kalması en baştan önlenip kadın korunur.
Örneğin, ortaya borcun miktarı veya ödeme şekli konusunda bir yanlış anlama çıktığını düşünelim. İki şahidin farklı şahitliği durumunda kadın, erkekle karşı karşıya kalacak ve iki taraftan birinin yalancı olduğunun kesin olduğu bu ortamda yoğun stres ve baskı altında kalacaktır. Allah, tüm dış baskılara karşı Kuran'da koruma altına aldığı kadının böyle bir duruma maruz kalmasını önlemiştir. Kadının yanında ona destek olacak ikinci bir şahit buradaki baskıyı ortadan kaldırır. Bir erkek ve iki kadının şahit olduğu durumda, şahit sayısı üçe çıkınca sorumlululuk dağılacağı için şahitlikteki stres azalacak ve baskı yapmak isteyen art niyetli kimselerin bu sefer iki kişiden birini değil, üç kişiden ikisini kandırmaları gerektiği için işleri zorlaşacaktır.
Çok iyi bilinmektedir ki, parayla ilgili yükümlülükler, özellikle günümüz toplumlarında, bir insanın diğerine kolaylıkla iftira atabileceği, karşı tarafı umarsızca suçlayabileceği, zan altında bırakabileceği oldukça riskli konulardır. Dolayısıyla burada kadını korumak için alınmış tedbir, pek çok açıdan kadın için güvencedir. Bazı insanlara göre kadınları kendilerince güçsüz görüp iftira yöneltmek kolaydır. Paranın devreye girdiği bu tip durumlar da, söz konusu kimselerin kadına suç ve iftira atmak için kullanacağı muhtemel ortamlardan biridir. Fakat iki kadının birden borçlanmaya şahit tutulması, bu iftira riskini ortadan kaldırmaktadır.
Bu aynı zamanda kadın için psikolojik anlamda da bir rahatlama sağlar. Borç şahitliğinde borç miktarı, alacak-verecek gibi detayların unutulması oldukça riskli olabilir. Özellikle Müslümanlar, adil şahitlikte bulunmakla sorumlu tutulduklarından, borç hakkındaki detayların tümünü tam anlamıyla bilmek ve unutmamakla sorumludurlar. İşte burada, kadının alacağı bu sorumluluk ikiye bölünmüş olmaktadır. Kadın, hafızası güçlü olsa ve unutmamak için gerekli tedbirleri almış olsa da –ki, bu konuda kadınlar erkeklerden her zaman daha titiz ve tedbirlidirler- bir başkasının da varlığı onu psikolojik yükümlülükten kurtarmış olur.
Bu psikolojik yükümlülük ve unutma ihtimali erkek için de geçerlidir elbette. Fakat Kuran'da psikolojik ve maddi anlamda korunan ve itina edilen taraf daima kadınlardır.
Allah Kuran'da, kadın ile erkeğin şahitliğini bir tutar. Kuran'ın hiçbir yerinde "bir erkeğin şahitliği iki kadına eşittir"
diye bir ifade yoktur.
Rabbimiz, kadınları özellikle detaylara önem veren, küçük yükümlülükleri dahi ciddiye alarak üstlenen, titiz ve sorumluluk sahibi varlıklar olarak yaratmıştır. Dolayısıyla özellikle maddi bir borçlanma esnasında kadının üzerinde hissettiği yük, yaratılışı gereği çok daha büyük olur. İşte bu yükü azaltmak, onu korumak ve psikolojik baskı altına girmesini önlemek için Yüce Allah, böyle rahatlatıcı bir tedbir yaratmıştır. Bu yine, Rabbimiz'in kadına verdiği üstün değerin bir tezahürüdür.
Şu unutulmamalıdır ki, Kuran'da devlet başkanı olarak bir kadın –Sebe Melikesi- örnek verilmekte ve kararları alan güçlü bir kişi olduğu vurgulanmaktadır. Bunun anlamı Kuran'a göre kadınların devlet yöneticisi olabilecek kadar akıllı ve güçlü bir kişiliğe sahip olduklarıdır. Dolayısıyla borçlanma konusunda kadınları açıkça koruyan söz konusu ayeti "kadınların eksik akıllı oldukları" şeklinde yorumlayan kişiler, Kuran'daki hükmü gözardı ederek, kendi istedikleri yorumu yapmaktadırlar. Bizim ise ölçümüz sadece Kuran'dır.
Kadınların Mirastaki Hakkı Miras hukukunda kadının erkeğin yarısı kadar pay alması konusu da genellikle pek çok kişinin yanlış değerlendirdiği bir konudur. Kuran'ın ruhunu, İslam'ın temel esaslarını ve Rabbimiz'in kadınlara karşı koruyuculuğunu, şefkatini kavrayamayan bir kısım kişiler, mirasın paylaşımını tarif eden ayeti Kuran'ın bütünüyle birlikte değil tek başına değerlendirerek kendi iddialarına delil kılmaya kalkarlar. Oysa miras hukuku, yine, Kuran'da kadının nasıl korunduğunun bir diğer göstergesidir.
Kuran'da kadının mirastaki payıyla ilgili ayetler şu şekildedir:
Anne ve baba ile akrabaların bıraktıklarından erkekler için bir pay vardır; anne ve baba ile akrabanın bıraktıklarından kadınlar için de bir pay vardır. Bunun azından ve çoğundan farz kılınmış bir pay vardır.
Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır.
Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir'dir. (Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır.
Babalarınız, oğullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah'tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.
İslam'da miras, ilk ayette gördüğümüz gibi kadının da erkeğin de hakkıdır. İkinci ayette ise mirasın şekli tarif edilir ve buradaki tarife göre miras, kişilerin ihtiyaç ve sorumluluklarına göre bölünmüştür.
Kuran'ın geneline bakıldığında, anne, eş, kız çocuk veya kız kardeşin geçiminin kendisine ait olmayıp; oğul, koca, baba veya erkek kardeşin sorumluluğuna verildiğini görürüz. Bu kadının tüm yaşamı boyunca geçerli bir hükümdür. Yani oğul, koca, baba veya erkek kardeş, koruması altındaki kadına hayatının sonuna kadar bakmakla yükümlüdür.
Örneğin evlenirken erkek kadına mehir verir. Mehir, Kuran'a göre kadının ailesine değil, doğrudan kadına verilir. Evlilik sonrasında ise kadının ve çocukların tüm maddi bakımı erkeğin üzerindedir. İlerleyen sayfalarda detaylı göreceğimiz gibi boşanma durumunda da bu bakım ve maddi destek devam eder. Dolayısıyla kadına yüklenmeyen tüm harcamalar daima erkeğin üzerindedir.
Kadının maddi anlamda bakımının erkeğe yüklenmiş olmasının anlamı kadını kısıtlamak değildir. Bu, kadının muhtaç bir varlık olduğu anlamına da gelmez. Burada alınan tedbir, kadına verilen değerin simgesidir ve kadının hayatı boyunca herhangi bir şekilde mağdur olmasını engellemek içindir. Kadın istediği gibi yaşamak, çalışmak veya çalışmamak, para kazanmak veya kazanmamak, iş kurmak, şirket hatta devlet yönetmekte özgürdür. Bir erkeğin maddi anlamda daimi koruması altında olması, kadının sosyal hayatını kısıtlamak, özgürce yaşamasını engellemek veya onu eve kapatmak demek değildir. Bir erkeğin koruması altında olması o erkeğin kadın üzerinde bir söz hakkı olduğunun göstergesi de değildir. Kuran'ın hiçbir yerinde erkeğin kadına hükmedebileceğine dair bir izah geçmemektedir. Erkeğe maddi sorumluluk yüklenmesi, Kuran'da özenle korunan kadının hayatı boyunca mağdur olmaması içindir.
Fakat Kuran'a göre kadının hiç kimseye karşı böyle bir sorumluluğu yoktur.
Başkalarının geçimini sağlamakla mükellef olmadığı gibi, kendisini bile geçindirme gibi bir mecburiyeti yoktur. İstemezse çalışmaz, bu kadının üzerine bir yükümlülük değildir.
Kadının maddi anlamda bakımının erkeğe yüklenmiş olmasının anlamı kadını kısıtlamak değildir. Burada alınan tedbir, kadına verilen değerin bir simgesidir.
Ayrıca kadın, kendi mal varlığında istediği gibi tasarruf kullanma hakkına da sahiptir. Kadın zengin olsa da, ailenin harcamalarına katılma mecburiyeti yoktur. Çocukların maddi harcamalarını üstlenmek gibi bir mecburiyeti de yoktur. Kadın erkekten daha zengin olsa da, erkeğin maddi mesuliyeti devam eder.
Kadın mirastan aldığı payı dilerse işletebilir, dilerse kendisi için kullanabilir, dilerse saklayabilir. Fakat erkek miras hukukunda aldığı payı kadının geçimi ve bakımı için harcamak zorundadır. Hem eşi, hem çocukları, varsa kız kardeşinin geçimi, iyi ve rahat yaşaması onun sorumluluğundadır. Tekrar hatırlatalım bu, kadının buna ihtiyacı olduğundan değil, kadının hayat boyu muhtemel mağduriyetinin önlenmesi içindir.
Kuran'da açıkça belirtilen gerçekler ışığında değerlendirdiğimizde çok açık bir gerçekle karşılaşırız: Şayet miras hukukunda kadın ile erkeğe eşit pay verilseydi, hisseleri aynı olduğu halde erkek ailenin geçimini sağladığı, kadının ise böyle bir mesuliyeti olmadığı için denge erkek aleyhinde bozulmuş olacaktı.
Ayette belirtilen önemli bir husus, "(Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır." şeklinde belirtildiği gibi vasiyetin önceliğidir. Eğer ölen kişi miras bırakmışsa öncelikle mirasa göre hareket etmek gerekmektedir. Bu mirasta ölen kişi tüm mal varlığını kadına bırakmış, ailenin erkeklerine hiç pay vermemiş olabilir. Şu durumda ayetin hükmüne göre vasiyet geçerli olacak ve tüm miras kadına kalacaktır.
Allah'ın, erkeği kadının maddi sorumluluğunu almakla yükümlü kılmasının özel hikmetleri vardır. Eğer Allah dileseydi, erkeğe böyle bir sorumluluk yükletilmez ve kadın hiçbir maddi güvencesi olmaksızın kendisinin hatta çocuklarının geçimini kendisi sağlamakla sorumlu olabilirdi. Fakat bu, bir kadın için büyük bir yük, psikolojik bir baskı ve ağır bir sorumluluktur. Maddi anlamda böyle ağır bir yük Kuran'da hiçbir şekilde kadın üzerine yüklenmemiştir.