Rehbere dön
AZTRENDEFRESNLRUITSQBSROKYDA

Âdiyât

Meal: Ali Bulaç

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْعَٰدِيَٰتِ ضَبْحًا

Soluk soluğa koşan (at)lara andolsun, 100:1

فَٱلْمُورِيَٰتِ قَدْحًا

(Tırnaklarıyla) Ateş saçanlara, 100:2

فَٱلْمُغِيرَٰتِ صُبْحًا

Sabah vakti baskın yapanlara. 100:3

فَأَثَرْنَ بِهِۦ نَقْعًا

Derken, orada tozu dumana katanlara, 100:4

فَوَسَطْنَ بِهِۦ جَمْعًا

Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara. 100:5

إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودٌ

Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür. 100:6

وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدٌ

Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir. 100:7

وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلْخَيْرِ لَشَدِيدٌ

Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır. 100:8

أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِى ٱلْقُبُورِ

Yine de bilmeyecek mi? Kabirlerde olanların 'deşilip dışa atıldığı,' 100:9

وَحُصِّلَ مَا فِى ٱلصُّدُورِ

Göğüslerde olanların derlenip-devşirildiği zamanı? 100:10

إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌۢ

Şüphesiz, o gün Rableri, kendilerinden gerçekten haberdardır. 100:11