Allah Kuran'ın, "Onların 'gizlice söyleşmelerinin' çoğunda hayır yok. Ancak bir sadaka vermeyi veya iyilikte bulunmayı ya da insanların arasını düzeltmeyi emredenlerinki başka. Kim Allah'ın rızasını isteyerek böyle yaparsa, artık ona büyük bir ecir vereceğiz." (Nisa Suresi, 114) ayetiyle gizli konuşmaların çoğunda hayır olmadığını hatırlatmaktadır. Bu ayete göre insanlara iyiliği emretmek, onları barıştırıp uzlaştırmak gibi samimi amaçlar için yapılmadığı sürece, gizli konuşma kimseye birşey sağlamamaktadır. Şeytan böyle bir ortamı insanları aldatmak için daha uygun görüp, onları Allah'tan uzak bir üslup içerisine çekmeye çalışır. Kuran'ın, "Şüphesiz 'gizli toplantıların fısıldaşmaları' (kulis), iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dandır. Oysa Allah'ın izni olmaksızın o, onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde müminler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler." (Mücadele Suresi, 10) ayetiyle gizli toplantılar da söylenen sözlerin, şeytanın etkisi altında yapılan konuşmalar olduğu hatırlatılmaktadır. Bu nedenle Allah gizli konuşmalarda bulunacakları zaman sakınmaları gereken hususları bildirerek inananları uyarmaktadır:
Ey iman edenler, kendi aranızda gizli konuşmalarda bulunacağınız zaman, bundan böyle günah, düşmanlık ve Peygambere isyanı fısıldaşıp-konuşmayın; birri (iyiliği) ve takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının.
Her insanın bu konuda şuurunda olması gereken gerçek ise şudur; her an olduğu gibi gizli konuşurken de insan Allah'ın huzurundadır. Gizli sandığı sözü aslında Allah'ın huzurunda söylemektedir. O anda o konuşmanın yapıldığı yerde belki iki üç kişi bulunmaktadır. Ama aslında durumun böyle olmadığı bir ayette şöyle bildirilmektedir:
Allah'ın göklerde ve yerde olanların tümünü gerçekten bilmekte olduğunu görmüyor musun? (Kendi aralarında gizli toplantılar düzenleyip) Fısıldaşmakta olan üç kişiden dördüncüleri mutlaka O'dur; beşin altıncısı da mutlaka O'dur. Bundan az veya çok olsun, her nerede olsalar mutlaka O, kendileriyle beraberdir. Sonra yaptıklarını kıyamet günü kendilerine haber verecektir. Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir.
Allah yapılan bütün gizli konuşmaları duymaktadır. Ancak bu durumu düşünmeyip gaflet ile değerlendiren kimseler, konuşmalarını sadece insanlardan gizleyebilmelerinin yeterli olduğunu sanırlar.
Kuran'da gizli konuşmalara eğilim gösteren insanlara dair pek çok örnek verilmiştir. Bu örneklerin hepsi ayette bildirilen gizli konuşmalar da hayır olmadığını bizlere göstermektedir:
Biz onların seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin:
"Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz.
'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından' (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygambere isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine:
"Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azab etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir.
İman edenlerle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki:
"Allah'ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz Katında size karşı bir belge olsun diye mi onlarla konuşuyorsunuz? Hala akıllanmayacak mısınız?" (Peki) Onlar, Allah'ın gizli tuttuklarını da, açığa vurduklarını da bildiğini bilmiyorlar mı?
"Size yazıklar olsun, Allah'a karşı yalan düzüp uydurmayın, sonra bir azap ile kökünüzü kurutur. Yalan düzüp uyduran gerçekten yok olup gitmiştir." Bunun üzerine, kendi aralarında durumlarını tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler. Dediler ki: "Bunlar herhalde iki sihir bazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp-çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler."
Kuran'da verilen tüm bu örnekler insanların gizli konuşmalar da hayır olmadığını anlayıp bundan sakınmaları içindir. Bu örneklerde de Kuran dışı ve samimiyetsiz bir üslubun hakim olduğu açıkça görülmektedir. İşte müminler bu ayetlerden gereken ibreti alan ve bundan dolayı da gizli konuşmalardan kaçınan kimselerdir. Her nerede ya da her kiminle olursa olsunlar Kuran'a uygun şekilde konuşur, beraberindekileri Allah'a ve Peygamberimiz'in yoluna uymaya, Kuran ahlakını yaşamaya çağırırlar. Bunun için ise gizli bir sohbet ortamı oluşturmalarına ihtiyaçları yoktur.
İman edenlerin tersine, samimiyetsiz insanlar için gizlilik, samimiyetsizliklerini saklamak için ihtiyaç duydukları bir durumdur. Eğer insan zaruri bir sebeple kendini böyle bir ortam içerisinde bulacak olsa bile konuşmadaki karanlık yönleri mutlaka görmeli, bunlara asla uymamalı ve orada bulunan insanları da rahmani bir sohbet içerisine çekmeye çalışmalıdır. Peygamberimiz'i savunup, ona destek olan bir üslupla konuşmak Allah elçilerini insanlara doğru yolu göstermeleri, onları Allah'ın azabına karşı uyarıp korkutmaları ve iman edenleri ahirette alacakları karşılıkla müjdelemeleri için göndermiştir. Elçiler hayatlarını Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla insanlara hak dini anlatmaya, onları güzel ahlaka davet etmeye ve onları ahirette en güzel karşılığı alabilecekleri bir iman seviyesine ulaştırmaya adamışlardır. Kuran'da elçilerin insanları karanlıklardan nurlara çıkardıkları, onların üzerlerindeki ağır yükleri kaldırıp hafiflettikleri ve onları kurtuluşa ulaştırdıkları belirtilmektedir:
Kuran'ın bir başka ayetinde "Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir." (Tevbe Suresi, 128) sözleriyle ifade edildiği gibi elçiler müminlere karşı çok düşkün, çok şefkatli ve merhametlidirler. Samimi bir kalple iman edenler "Andolsun ki Allah, müminlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (KiO) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler." (Al-i İmran Suresi, 164) ayetiyle ifade edildiği gibi, Allah'ın kendilerine doğruyu göstermek için elçilerini göndermiş olmasının ne kadar büyük bir lütuf ve rahmet olduğunun farkındadırlar. Bu nedenle de tüm Müslümanlar samimiyetle Peygamberimiz'in yoluna uyar, her an her yerde onu savunup desteklerler. Kuran'da müminlerin bu tavırları "Şüphesiz, Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ki Allah'a ve Resûlü'ne iman etmeniz, O'nu savunup-desteklemeniz, O'nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O'nu (Allah'ı) tesbih etmeniz için." (Fetih Suresi, 8-9) ayetleriyle bildirilir. Müminlerin Peygamberimiz'i savunup destekleyen üslupları onların Müslümanca konuşma ahlaklarının en belirgin özelliklerinden biridir. Allah bir ayetinde, "Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir." (Fetih Suresi, 10) sözleriyle Peygambere biat etmenin Allah'a biat etmek olduğunu açıklamaktadır. Dolayısıyla bir kimsenin Peygamberimiz'e olan sevgisi, bağlılığı ve itaati onun Allah'a imanından kaynaklanmaktadır. Peygamberimiz dönemindeki mümin kadınlar bu konudaki en güzel örneklerdendir. O dönemdeki mümin kadınlar, Allah’ın tesettür konusundaki emrini büyük bir şevk ve istekle karşılamış, Peygamber Efendimiz'e hemen itaat etmişlerdi. Müslüman kadınların güzel tavırlarıyla ilgili olarak şunlar rivayet edilir: