Vâkıa
Meal: Ali Bulaç
Vakıa (kesin bir gerçek olan kıyamet) vuku bulduğu zaman, 56:1
Onun vukuuna (gerçekleşmesine artık) yalan diyecek yoktur. 56:2
O aşağılatıcı, yücelticidir. 56:3
Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı, 56:4
Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı, 56:5
Derken toz duman halinde dağılıp-savrulduğu, 56:6
Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman; 56:7
İşte o "Ashab-ı Meymene", ne (kutludur o) "Ashab-ı Meymene". 56:8
"Ashab-ı Meş'eme" ne (mutsuz ve uğursuzdur o) "Ashab-ı Meş'eme". 56:9
Yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. 56:10
İşte onlar, yakınlaştırılmış (mukarreb) olanlardır. 56:11
Nimetlerle-donatılmış cennetler içinde; 56:12
Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, 56:13
Birazı da sonrakilerden. 56:14
'Özenle işlenmiş mücevher' tahtlar üzerindedirler. 56:15
Karşılıklı yaslanmışlardır. 56:16
Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır; 56:17
Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler, 56:18
Ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir. 56:19
Arzulayıp-seçecekleri meyveler, 56:20
Canlarının çektiği kuş eti. 56:21
Ve iri gözlü huriler, 56:22
Sanki saklı inciler gibi; 56:23
Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur); 56:24
Orada, ne 'saçma ve boş bir söz' işitirler, ne günaha sokma. 56:25
Yalnızca bir söz (işitirler:) "Selam, selam." 56:26
"Ashab-ı Yemin", ne (kutludur o) "Ashab-ı Yemin." 56:27
Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), 56:28
Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları, 56:29
Yayılıp-uzanmış gölgeler, 56:30
Durmaksızın akan su(lar); 56:31
Ve (daha) birçok meyveler arasında, 56:32
Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler). 56:33
Yükseklere-kurulmuş döşekler (sedirler). 56:34
Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık. 56:35
Onları hep bakireler olarak kıldık, 56:36
Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt, 56:37
"Ashab-ı Yemin" olanlar için. 56:38
(Bunların) Birçoğu geçmiş (ümmet)lerden, 56:39
Birçoğu da sonrakilerdendir. 56:40
"Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal." 56:41
Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su, 56:42
Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler. 56:43
Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim). 56:44
Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı. 56:45
Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı. 56:46
Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?" 56:47
"Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?" 56:48
De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de." 56:49
"Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır." 56:50
Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar, 56:51
Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz. 56:52
Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız. 56:53
Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz. 56:54
Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz. 56:55
İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir. 56:56
Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz? 56:57
Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? 56:58
Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz? 56:59
Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir; 56:60
(Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda. 56:61
Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi? 56:62
Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü? 56:63
Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? 56:64
Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar-kalırdınız. 56:65
(Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip-zorlandık." 56:66
"Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık." 56:67
Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? 56:68
Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? 56:69
Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? 56:70
Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü? 56:71
Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz? 56:72
Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık. 56:73
Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et. 56:74
Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim. 56:75
Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir. 56:76
Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir. 56:77
Saklanmış-korunmuş bir Kitap'ta (yazılı)dır. 56:78
Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz. 56:79
Alemlerin Rabbinden indirilmedir. 56:80
Şimdi siz bu sözü mü hor görüp-küçümsüyorsunuz? 56:81
Ve rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz? 56:82
Hele can boğaza gelip dayandığında, 56:83
Ki o sırada siz (sadece) bakıp-durursunuz, 56:84
Biz ona sizden daha yakınız; ancak görmezsiniz. 56:85
İşte o vakit, eğer ceza görmeyecek iseniz, 56:86
Eğer doğru söylüyorsanız, onu, (çıkmakta olan canı) geri çevirsenize. 56:87
Eğer o (ölecek kişi), yakın kılınan (mukarreb olan)lardan ise, 56:88
Bu durumda rahatlık, güzel rızık ve nimetlerle donatılmış cennet (onundur). 56:89
Ve eğer "Ashab-ı Yemin"den ise, 56:90
Artık, "Ashab-ı Yemin"den selam sana. 56:91
Ve eğer o, yalanlayan sapıklardan ise, 56:92
Artık (onun için) alabildiğine kaynar sudan bir şölen vardır. 56:93
Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da. 56:94
Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin). 56:95
Öyleyse büyük Rabbini ismiyle tesbih et. 56:96