Rehbere dön
AZTRENDEFRESNLRUITSQBSROKYDA

Fecr

Meal: Ali Bulaç

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْفَجْرِ

Fecre andolsun, 89:1

وَلَيَالٍ عَشْرٍ

On geceye, 89:2

وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ

Çifte ve tek'e, 89:3

وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ

Akıp-gittiği zaman geceye, 89:4

هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ

Bunlarda, akıl sahibi olan için bir yemin var, değil mi? 89:5

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ

Rabbinin Ad (kavmin)e ne yaptığını görmedin mi? 89:6

إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ

'Yüksek sütunlar' sahibi İrem'e? 89:7

ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَٰدِ

Ki şehirler içinde onun bir benzeri yaratılmış değildi. 89:8

وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ

Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a? 89:9

وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ

Ve kazıklar (ehramlar) sahibi Firavun'a? 89:10

ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ

Ki onlar, şehirlerde azgınlaşmışlardı. 89:11

فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ

Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırmış-arttırmışlardı.' 89:12

فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ

Bundan dolayı, Rabbin, onların üzerine bir azap kamçısı çarpıverdi. 89:13

إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ

Çünkü senin Rabbin, gerçekten gözetleme yerindedir. 89:14

فَأَمَّا ٱلْإِنسَٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ

Fakat insan; ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler verse: "Rabbim bana ikram etti" der. 89:15

وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَٰنَنِ

Ama ne zaman onu deneyerek, rızkını kıssa, hemen: "Rabbim bana ihanet etti" der. 89:16

كَلَّا بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ

Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. 89:17

وَلَا تَحَٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ

Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. 89:18

وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا

Mirası, sınır tanımaz (helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz. 89:19

وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا

Malı 'bir yığma tutkusu ve hırsıyla' seviyorsunuz. 89:20

كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا

Hayır; yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu, 89:21

وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا

Rabbin(in buyruğu) geldiği ve melekler dizi dizi durduğu zaman; 89:22

وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ

O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp-hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda? 89:23

يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى

Der ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim." 89:24

فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ

Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azap gibi azaplandıramaz. 89:25

وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ

Onun vuracağı bağı hiç kimse vuramaz. 89:26

يَٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ

Ey mutmain (tatmin bulmuş) nefis, 89:27

ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً

Rabbine, hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak dön. 89:28

فَٱدْخُلِى فِى عِبَٰدِى

Artık kullarımın arasına gir. 89:29

وَٱدْخُلِى جَنَّتِى

Cennetime gir. 89:30