Rehbere dön
AZTRENDEFRESNLRUITSQBSROKYDA

Kuran'dan Cevaplar: "İnananlar aleyhinde yayılan olumsuz haberlerde hiç mi gerçek payı olmaz?"

İçindekiler
  1. "Din, Allah ile kul arasında. Din ahlakını başkalarına anlatmaya gerek var mı?"
  2. "Din hayatın sadece bir parçası. Neden hayatın her alanında Kuran ahlakının yaşanması gerektiğini düşünüyorsunuz?"
  3. "Benim kalbim zaten temiz"
  4. "Ben daha gencim, din ahlakını ileride yaşarım"
  5. "Kuran ahlakını benimsersem, benden karşılık olarak ne bekleniyor?"
  6. "Müminler henüz yeni tanıdıkları bir kişiye niçin son derece ilgili ve sevgi dolu davranırlar?"
  7. "İnananlar aleyhinde yayılan olumsuz haberlerde hiç mi gerçek payı olmaz?"
  8. "Madem Kuran ahlakı insanlara böyle iyi ve mükemmel bir yapı vaat ediyor, o zaman neden bu kadar çok karşıtı var?"
  9. "Herkes yanlış da bir tek inananlar mı doğru?"
  10. "Müminler sürekli beraber olmak zorundalar mı? İnsan kendi başına da din ahlakını yaşayamaz mı?"
  11. "İslam'da belli bir sınıf ayrımı var mıdır; insanlar zenginlik, statü ve güzelliğine göre değerlendirilir mi? İslam belli bir kesime mi anlatılır?"
  12. "Müslümanların zengin, güçlü ve gösterişli olmaları İslam'ın genel mantığıyla çelişir mi?"
  13. "Din ahlakının gereklerini yerine getirmeye başlayan bir insanın mutlaka eski zevklerini terk etmesi mi gerekir?"
  14. "İnsan İslamiyet'i kabul edip, yaşamaya başladığında eski çevresiyle, dostlarıyla birlikte bulunamaz mı?"
  15. "Din ahlakını yaşamak istiyorum fakat ailemden ve çevremden tepki almaktan korkuyorum?"
  16. "İslam'ı yaşamaya başladıktan sonra geçmiş hayatımda yaptıklarımdan sorumlu olur muyum?"
  17. Sonuç: "İşittik ve itaat ettik" diyebilmek

Müminler "Allah'tan başka bir hakem mi arı yayım?

Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir..." (Enam Suresi, 114) ayetinde de bildirildiği gibi her konuda Allah'ı "hakem" edinmek (O'nun hükmüne başvurmak) durumundadırlar. Müminler dışındaki insanlardan gelen haberlerin nasıl yorumlanacağı da, yine Allah'ın hükmüne, yani Kuran'a bakarak karar verilecek bir konudur. Kuran'da verilen ölçü ise şudur:

Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.

Hucurat Suresi, 6

Allah ancak inanan insanları güvenilir ve sözlerine itimat edilir kimseler olarak belirtmiştir. Kuran’da bildirildiği üzere, "Fasıkların" sözleri ve davranışları güvenilir değildir. "Fasık", kelime anlamı olarak, "Allah'ın hükümlerini muhatap almayan, yoldan çıkmış, Allah'a isyan etmiş kişi" demektir. İşte bu tarz kişilerin aktardıkları haberlerin doğruluğunu öğrenmek için ayette "etraflıca araştırma" emri verilmiştir. O halde inanan her insan için bu tarz kişilerin yaydığı haberlere hemen inanmamak, özellikle iftira ve yalan olma ihtimali olan olaylarda uyanık olmak son derece önemlidir.

Olayın daha da önemli bir yanı ise, tarih boyunca tüm müminlerin cahiliye toplumunun önde gelenleri tarafından atılan çeşitli iftiralara maruz kalmış olmalarıdır. Kuran'daki peygamber kıssalarının büyük bölümünde, inkarcı kavmin önde gelenlerinin müminlere yönelttikleri iftiralar anlatılır. Öyleki, kavmin inkarcılarından bu tür tepkiler almayan mümin topluluğu yoktur ve bu tür tepkiler almak aslında mümin alametidir. İnkarcıların önde gelenlerinin müminlere karşı giriştikleri bu tür hareketlerin ilginç bir özelliği daha vardır. Bu kimseler, hiçbir zaman "biz Allah'ı tanımıyoruz ve bu nedenle de bizi O'nun hükümlerine davet eden müminlere karşıyız" demezler. Tam tersine, bu kimselerin iftirası, kendilerinin doğru, müminlerin ise yanlış yolda olduğu şeklindedir. Kendilerinin gerçekte Allah'a inandıklarını, ama müminlerin, O'nun adına yalan söylediklerini, dünyevi çıkarlar peşinde koştuklarını öne sürerek iftirada bulunurlar. Kuran'da müminlere atılan iftiralar detaylı olarak anlatılmaktadır. Musa Peygamber ve kardeşi Harun Peygambere "yeryüzünde büyüklük" (Yunus Suresi, 78) peşinde koştukları iftirası atılmıştır. Nuh Peygamber da benzer şekilde "üstünlük elde etmek" (Müminun Suresi, 24) istemekle suçlanmıştır. İnkarcılar Nuh Peygambere "kendisinde delilik bulunan bir adam" (Müminun Suresi, 25) kelimeleriyle iftirada bulunmuş, Semud'u ise "çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık" (Kamer Suresi, 25) olarak tanıtmaya çalışmışlardır. Musa Peygamber ve Muhammed Peygamber de "delilik"le suçlanmışlardır (Şuara Suresi, 27 ve Hicr Suresi, 6). Yine pek çok peygambere "büyücü" denmiş Cevaplar (Yunus Suresi, 2 ve Sad Suresi, 4), Firavun Musa Peygambere "ya bir büyücü veya bir delidir" (Zariyat Suresi, 38-39) şeklinde iftira atmıştır. "Yalancılık" da tarih boyunca müminlere atılan iftiralardan biridir (Araf Suresi, 66 ve Hud Suresi, 27). Şüphesiz bunların hepsi inkarcıların çirkin ahlaklarının ve düşük akıllarının ürünü olan, gerçekle hiçbir bağlantısı olmayan iftiralardır. Tarih boyunca yaşamış tüm peygamberler ve salih müminler inkar edenlerin bu çirkin iftiralarından münezzehtir. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, bu tarz iftiralar her dönemde müminlere karşı kullanılmaktadır. Müminler hakkında çıkan iftiralar genellikle bilgisiz insanların zihninde şüphe oluşturmak amacını taşımaktadır. Bu yüzden Allah'a iman eden kişiler hakkında söylenen kötü sözler, onlara atılan iftira ve yalanlar karşısında olayın iç yüzünü bilmeyen kişilerin, samimi bir şekilde güzel zanda bulunmaları gerekir.

Allah, bu konuda geçmişte yaşanmış bir örnekle Müslümanları uyarmaktadır. Peygamberimiz'in hanımlarından birine atılan bir iftira karşısında müminlerin göstermesi gereken tavır Kuran'da şöyle açıklanmıştır:

Onu işittiğiniz zaman, erkek mü'minler ile kadın mü'minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup:

"Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür" demeleri gerekmez miydi?

Nur Suresi, 12